Bizim evde depo var şekerim, valla da bana ne, çok kalabalık da değiliz, yeter ... diyemiyorsunuz.
Hani kafalarımızı da kokoş yapalım, belki kırkından sonra becerebilip aptal ama çok mutlu oluruz şekerim..
Olmuyor. Doğuştan, tırnak içinde aptal bile olsanız bu kez kafanızı çevirmeniz zor.
Başkentte su yok.
Ankamall tuvaletlerini kapatmış.
Gazi hastanesinde ziyaretler sınırlanmış.
Çiftliğin yanından bile geçmek mümkün değil. Adı her ne ise dere berbat kokuyor.
Kimi işyerleri tuvaletlerini kapadı, kimisi sınırlandırdı (nasıl oluyor demeyin saatli:))
Bidon taşımaktan elleri yara olmuş insanları en 'mutena' yerlerde bile görmek mümkün.
Derken, Ankara'yı güzelim kenti koca bir köy de değil gecekondu güzeline çeviren Melih Gökçek kelimenin tam anlamıyla tüy dikti : YIKANMAYIN (bilmeyenler için bi ukalalık yapsam kızmazsınız umarım, batıdaki kimi saraylarda vaktiyle tuvalet bulunmazmış. Uygun bi yere hacet giderdikten sonra soylularımız üzerine bir kuştüyü dikip bırakırlarmış ki, kuruduğunda uşaklar tüylü saptan tutup atabilsinler. )
Gökçek, "Su sarfiyatını 650 bin metreküpe indirirsek kesintilere son vereceğiz. Halkımızdan istirhamım üç gün banyo yapıyorsanız iki gün yapın bir gün başınızı yıkayın" dedi.
Selçuk Erez ta kaç zaman önce geçmiş dalgasını inceden.
Sayın Belediyeciler, bunları yapmak güçse bazı daha inandırıcı önerilerde de bulunabilirsiniz:
* Su harcamayın-rakıyı susuz için!
* Suyla yıkanmayın-Süt banyosu yapın!
* Sifonun rezervuarına bir tuğla koyun!
* Yıkanmayın-Su gereken her durumda kumla teyemmüm edin!
* Tuvaletten sonra taşla silinin!
(25 Haziran 2007 Kaynak: Cumhuriyet Yazan: Selçuk Erez)
Sevgiyle kalın.