Sohbet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sohbet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Aralık 2011 Pazartesi

MİLLETVEKİLİ MAAŞI DEYİNCE

Yığınla karikatür, yorum geçti facebookta.
En şahane yorumu dün Cumhuriyet'te okudum, Cüneyt Arcayürek yazmış.

Son paragrafı alıyorum..
.....
Günlerden birgün, devletin tepesindeki büyüğümüze bu gerçeği anımsatacak oldum:"Ne iştir? Milletvekili kapıdan içeri giriyor, bir süre sonra çıkıyor. (O sırada) Emekli maaşı 4-5 bin. Bendeniz altmış yıllık gazeteciyim, emekli maaşım işte bu (1.100 TL)" dedim.

"Onlar seçilmiş!" dedi.

"Yani efendim.Bendeniz sıçılmışlardan mıyım?" dedim.

Yanıt bile vermedi.
Cüneyt Arcayürek CUMHURİYET 25 Aralık 2011

Mesele bundan ibarettir.
Hepinize iyi haftalar diliyorum, yılın son haftası keyifli koşturmacalarla geçsin.

24 Aralık 2011 Cumartesi

KIŞ HALLERİ

Sevmiyorum karanlığı. Kışın hava erken kararıyor ya, kararmadan eve atıyorum kendimi. En kısa günü bu sene de atlattık. Şimdi dakika dakika izleyeceğim günün uzamasını.
Minnoş içinse kış demek kalorifere yapışmak demek. Hava daha soğuk olsun ki, kalorifer daha çok yansın diye duaya oturmuş vaziyette:))

Geceler uzun olunca evde daha çok zaman, daha çok elişi demek.Ben tembel bilgisayarın başından kalkabilirsem yapacağım bişiler:))

Kış demek, kabak tatlısı demek, boza demek... Yenimahallede bozacı geçmiyor. Kolej tarafında otururken geçerdi her gece, "booooozza"... Ondan almazdık, Akman'dan alınırdı boza ama hoşuma giderdi.

Hepinize keyifli haftasonları.

13 Eylül 2011 Salı

OYOYOY

Şuna bakar mısınız bir:))
Tootsi'ye araba çarpmış.Veterinerler umutsuzmuş ama hepsine inat sağlığına kavuşmuş. Hşdroterapi görmüş:))

5 Eylül 2011 Pazartesi

DÜĞÜN SOFRASI

Pazar akşamı köy düğünündeydik. Amanin köyün bir güzel manzarası var, bu kadar olur.
Neyse önce mamalarrr

Çorba, keşkek, nohut,et, pilav, etli patates, cacık, zeytinyağlı fasulye, salata, turşu ayrıca geldi, tel kadayıf. Ekmek düğün için özel yaptırılmış Zeytindağ'da, ekşi maya ekmeği. Baharın ilk yağmurundan mayayı kendileri ekşitiyorlar köylüler burada. Sonra o mayayı kullanıyorlar sürekli.
Bu da düğün evinin manzarası...

3 Eylül 2011 Cumartesi

ÇANDARLI MİNİKLERİ

Minnoş Sultan tedirgin olmasın diye yazlıktaki kedilere uzaktan mama verip pek yanaşmadık. Amaa ikisi sarman biri teki,r 3 yavru kalbimizi çaldı. Tekir olan en şirinleri. Yaz sonu gene korunaklı köşeler hazırlayıp bırakacağız. Bir de sitede kalan aileye biraz kuru mama vereceğiz ama gene de koca kış:((


1 Eylül 2011 Perşembe

KORUK ŞURUBU İÇTİNİZ Mİ?

Bayramın 2. günü arabaya atlayıp yakınlardaki ılıcayı keşfe gittik. Hayıtlı kaplıcaları Çandarlı Dikili sahil yolunda. Orayı biraz geçince denizden kaynayan ılıca varmış. Ilıcayı beğenmedik.Suyun kaynadığı yeri kapatıp, kulübenmsi bir yer yapmışlar ama pek temiz görünmedi, girmedik. Biraz daha ilerde Bademli köyü var, sahili güzeldir, çok eskiden gitmiştik. Oraya gittik. Oh sıcak deniz:)) bir de muhteşem turkuaz rengi su.


Plaja giderken köyün içinden dolaşılıyor. O sırada gözümüze çarpmıştı koruk şurubu yazıları. Deniz dönüşü köyde mola verdik. Önce birer bardak koruk şurubu... Amann pek güzel bir tat bu. Koruk kaynatılıp şurup yapılıyormuş ama irdişah otu (bildiğimiz ıtır) ekliyorlar içine, farklı tadını veren o otmuş.Yapılışı için buradan buyrun.  Şimdii, ıtırı limonatada deneyeceğim ilk iş. Komşunu bahçesinden bir dalcık koparılıp tutturulacak Ankara'ya götürülecek:))


Koruk şurubunun ardından pide yedik, çay içtik. İkisi de güzeldi. Etraftan gelen  çatapat, mantar tabancası sesleri bizi eski bayramlara götürdü. Bozulmadan gidin. Bademli köyü İzmir Dikili'ye çok yakın. Dikili'den dolmuş ta kalkıyor. Çandarlı Dikili sahil yolunda şirin, henüz bozulmamış bir Ege köyü. Çarşısında 3 katlı ilk bina yapılmaya başlanmış bile. acele edin.

12 Haziran 2011 Pazar

ÇIKRIKÇILAR


Kaleye kadar çıkmışken Çıkrıkçılar'a uğramadan olmazdı elbette.
Şu minyatür sandalyeleri çok sevdim ama önce koyacak yer bulmalıyım:)

2 Haziran 2011 Perşembe

NE EŞKİYASI LAZIZ BİZ:))




Hopa'lıyız.

Eşkiyamız da yok değil.Anneannemin babası eşkiya imiş. Kurtuluş Savaşından sonra tüfeğini duvara asmış, iş aramaya koyulmuş. Murgul bakır işletmelerinde bekçi olmayı kestirmiş gözüne ama namı var yörede... Oturmuş Atatürk'e mektup yazmış. Ankara'dan gelen telgrafla bekçi olmuş bizim büyük dede:))

Hala daha sever silahı lazlar.



Bir de delisi çoktur bizim oraların:))



Acık cin kaçmıştır hepimizin içine.




Memleketin suyunun çayının içine ettiler.




Denizden kopardılar , araya pek övündükleri sahil yolunu koydular.




Sonrası malum: 'Hopa'yı eşkiya basmış.'


27 Aralık 2010 Pazartesi

ANNEMİN AŞURESİ



Annemin yemekleri nefistir. Aslında nicedir aklımda ona bir yemek bloğu açmak ama üşeniyorum:)
Her yıl muhakkak aşure yapar. Daha güzelini yemedim vallahi... Bu yıl hem görüntüledim hem de çıraklık yaptım. Peşinen söylemeliyim çokkk zahmetli bir iş.
Buyurun Ayten Hanımın aşuresine...

1 kilo buğday akşamdan aşure tenceresinde (belki 20 belki 30 lik bir tencere) kaynatılıp sıcağınla bırakıldı. Nohut fasulye de (onlar bir kilodan az) ıslatıldılar.
Sabah kuru kayısı, kuru üzüm, kuru incir de ıslatıldılar yumuşamaları için. Bademler soyuldu (file badem alınacak bi dahaki sefer) Kestane haşlanıp soyuldu. ( Ya kestane şekeri kullanılacak ya da Derya Baykal'ın aşçısı bişi demişti kestane için o bulunacak google amcaya sorulup). Ceviz fındık, kuş üzümü, karanfil, evde varmış madem, yaban mersini kurusu da koyalım,
...


Buğday az daha kaynatıldı. O arada düdüklüde fasulye ardından nohut haşlandı. :Yetmedi bi de nohutun kabuğu soyuldu tek tek :((( Ben sıkıldım ufaktann... Çay da soğudu zaten.
Haşlanmış fasulye, nohut da ilave edildi aşureye. Bir kilodan azdı sanırsam toz şeker, 1 lt süt ve 2 yemek kaşığı nişasta da peşindeenn..
Hep karıştırıldı. Malzemeler eklendi tek tek. Kayısı, yabanmersini, badem, kestane...
annemin 'tamamdır bu' talimatı ile kuru karanfil eklenip söyle bir daha karıştırıldı.

Kaselere konuldu. süslerken portakal kabuğu rendesi, toz tarçın, nar, kuru kayısı, fındık, ceviz...

Afiyet olsun ama bir daha tövbe yapmam:)))

17 Ağustos 2010 Salı

DÖN DOLAŞ ANKARA


Anneannemin vefatıyla tatili kesip memlekete gittik apar topar. Ne kadar yaşlı olursa olsun, her ölüm erken ölüm. İçimiz acıyarak toplaştık memlekette.

Tabii ki ben önce Ankara'ya uğrayıp Minnoş'u birkaç günlüğüne veterinere bıraktım.

Pazar günü Ankaraya'ya gelir gelmez Minnoş'u aldım. Eve birlikte geldik. Amanin bizimkinde bir surat, yerlere değiyor. Bahçe sefalarının bitip eve tıkıldığından mıdır, yoksa 3 gün veterinerde kaldığından mıdır bilemiyorum. Saklambaç kovalamaca, ben seni ısıriim ... Bütün oyunları deniyorum ı ıhh. Bol yaş mama vermeyi denedim gönlünü almak için ona bile surat astı.

Yazlık eve alışması 3 hafta sürmüştü ama orası yabancıydı, burayı hatırladı sanırım daha .abuk alışacak. Tabii ki son kararı Minnoş Sultan verecektir.:))

6 Mayıs 2010 Perşembe

DİŞ AĞRISI



Epeydir ihmal etmişim buraları.
Gecenin bir yarısı diş ağrısından uyuyamayınca yazmak geldi aklıma.
Gece yatmak üzereyken her zamanki diş eti ağrısı başladı. bir ağrı kesici aldım, fırçaladım hafifçe. I ıh, geçmedi.
Hadi bir de gargara yaptım. Bekledim bi ağrı kesici daha içtim. ı ıh geçmiyor.
Rakı da yok ki, o nefis kahveli likörden yudumladım, çok güzel be yav. Azıcık keser gibi oldu ama zıplamaya devam...
İnternette bi dolaşıp sağı solu arayınca öğreniyorum ki, Gazi Üniversitesi Hastanesinde nöbetçi diş hekimi varmış. Telefonla konuştum doktorla, yapacak bir şey yok, az daha bekleyince ilaç da etki etti zaten.
Gelelim Minnoş'aa
Önümüzdeki hafta bu zilliyi de alıp yazlığa gideceğiz. Kutusu ayrı bir hikaye, onu da sonra yazaım:)

3 Kasım 2009 Salı

AYAZDA ÇIKRIKÇILAR



Dün Sevgili Ayça ile buluşup çıkrıkçıları daha doğrusu Ulus'u tavaf ettik. Kar havası vardı tam.

Prinç Han'da çay molası verdik.

Prinç Han'dan nefis kareler için Ayça'nın sayfasına buyrun...


Bunlar da benden:))



18 Ekim 2009 Pazar

ÜNSAL HOCA'YI KAYBETTİK



İletişim 'in efsane hocası Ünsal Oskay'ın ölüm haberini duydum dün akşam.

Onun derslerini izlemiş olmak ayrıcalıktı gerçekten.

Tanımayanlar ekşi sözlüğe bir göz atsın..


14 Ekim 2009 Çarşamba

YAĞLI


Yazının başlığı rejim nasıl bozulur da olabilirdi tabii:))
Efendim bu bildiğiniz kaşarlı pide, doğu karadenizde yağlı olarak anılıyor.
Pek bi leziz olur kendileri:))

7 Ekim 2009 Çarşamba

İSTİKAMET KARADENİZZ


1 haftalığına karadenize gidiyorum. İlk kez sonbaharda göreceğim memleketi.

Yağmurluk, şemşiye, botlar:))

Bu arada sonabahar geldi ya, balkondaki çiçeğimiz de açtıı

2 Mayıs 2009 Cumartesi

BAHARDA EGE

Hiç bu mevsimde gitmemiştim Çandarlı'ya.

Her yer çiçek. ıtır, kokusunu çok severim zaten de çiçeğini ilk kez gördüm..

Bunu da bildim, mor salkım... :))


Bunda çuvalladım işte, nedir bu ağaç? nasıl güzel açmış.


24 Aralık 2008 Çarşamba

ANKARA'DA İLK KAR

Bu yılın ilk karı yağdı Ankara'ya. Akşama her yer buz olacak, trafik felç olacak ama olsun:)) Herzaman olduğu gibi sevinç ve coşkuyla karşıladık karı. Sabah perdeyi açıp dışarı bakan hemen 'aaa kar yağmışşş' diye seslendi evdekilere:))



18 Aralık 2008 Perşembe

AYAKKABI OYUNU


Gazeteciyi izleyip te içi gidenler için oyunu çıkmış hemen. Pek de güzel ses çıkarıyor.

deneyin...



11 Aralık 2008 Perşembe

ÇARŞAF MARŞAF

Sevgili Oya pansuman yapmış, tabii döktürmüş gene.
Hani çarşaf muhabbetine istinaden.
Ucundan bi katkı da ben yapayım dedim.

Annemlerin evlilik fotoğrafı. Önde ortada oturan hanım babaannem, doğum tarihi 1902:)