29 Mart 2007 Perşembe

NOOLUYO BAKİİİMMM

Hobi bloğuna dönmüş burası, kaptırmam sööliimm.



Zavallı Boncukçu, aslında fotoğrafımı çekmeye bayılıyo ya, beceriksiz bööle mavi mavi çıkmışım. Tuvalet kabımı da doğru temizlemiyo. Evde yorgan bırakmadım çiş yapmadık. Tepem atık zaten, cık cık cık...

26 Mart 2007 Pazartesi

EBRU ÖĞRENİYORUM

Bu kadar zor olduğunu bilmiyordum Ben açıkcası hocalardan pasta tariflerindeki gibi 1 yumurta 1 bardak süt vs.. cinsinden ölçüler bekliyordum. Meğer öyle olmuyormuş ebru çalışmaları. Yani deneme yanılma usulü bulunuyormuş doğru oranlar.
Uzun uzun anlatıp sıkmayayım. İşte önceden ezip ödle karıştırdığımız boyalarımız :


Kitrelerimizi sulandırdık. Boyalarımızı damlattık teknelere, ı ıh kurşun tanesi gibi duruyorlar kitrede, oysa dağılmaları gerek. Bi kaç damla daha öd. I ıhh, gene olmuyor, hocaya imdat denildikten sonra anlıyoruz ki kitremiz yoğun, biraz daha su eklemeliymişiz. Su ekliyorum, boyalara fırçaları daldırıp hep özendiğim o meşhurr hareketle pıt pıt damlatıyorum tekneye. Yayılıveriyorlar, ve kağıda alıyorum boyalarımı ama hiç teknedeki gibi durmuyor kağıtta. İşte sonuç:



Ve teknede kalanlar :))

22 Mart 2007 Perşembe

TEL KIVIRMA : YENİ EĞLENCEM

Takı yapmak ilk heyecanını ufaktan kaybederken, yepyeni bişi öğrendim : TEL KIVIRMA.

Tabii hemen Ankara'daki Semih Yener'e gidildi bilumum tel çeşitleri ve aleti alındı. Hemen yakınlardaki taş satan dükkandan da turkuaz vs. taşlar alındı, başlandı üzerleri tellerle süslenerek kolye ucu yapılmaya. Hatta hızımı alamayıp bi de yüzük yaptım ama komik oldu, basmıycam.

Bunun zincirini ufacık turkuaz taşların aralarına minik gümüş toplar yerleştirdim. Gümüş kaplama tel de sordum olmuşken tam olsun diye ama yoktu. Gümüş rengi 0.80'lik tel kullandım.

Biraz yamru yumru oldu farkındayım ama çookk severek takıyorum.

Bunları yaparken bütün malzemeyi bi kutuya dolduruyorum, kapağına da Minnoş hanım kuruluyor. Biraz çalışmama izin verdikten sonra sıkılınca gelip kolumun üzerine yatıyor kıskanç kedim benim. Yok eğer ufak ve ses çıkaran boncuklarla çalışıyorsam ya da misinaya dizilmiş boncukları kışkırtıcı biçimde sallıyorsam zaten hiç şansım yok. Direkt atlıyor tabii ki.

Bu arada ebru kursuna başladım. Geleneksel yöntemlerle çalışacağız. Çok zevkli olacak ama çokk piss iş. Öd felaket kokuyor. Neyse kitrelerimiz hzırlanmış durumda, boyalarımız ezildi ve bekledi yeterince. Bu hafta başlıyoruz, görüntüleri sizlerle paylaşırım.

Sevgiyle kalın.





21 Mart 2007 Çarşamba

MİNNOŞ AMELİYAT OLDU

10 gün önce, Minnoş'la parazit aşısı ve kontrol için veterinerini ziyaret ettik. 6 aylık olan yavrusumun ameliyat olabileceğini söylediler. Ben bi yerlerde dişi kedi ameliyatlarının uzun sürdüğünü okumuştum. 3 saat buncacık şeyin neresini kesecekler diye üzülürken ameliyat oldu bitti :)) en fazla yarım saat sürermiş meğersemm :)) Epey dalga geçtiler benle...


Minnoş hanımı 2 gece orada konuk ettiler. Zira ben kendimi biliyorum gece hayvancık hık etse veteriner amcası cepten aranacaktı. İki gün sonra hanımı eve getirdik, koltuğuna tırmanamaz evin sultanı, biricik yavruss diye koltuğunun önüne minderden basamak bilem hazır ettikk.

Bi iyi yanı şu oldu ameliyatın, iki günde bizim şımarık kızımızı terbiye etmişler, kuru mamasını hapır hupur yiyor. Biz de elimizden geldiğince kendimizi tutuyoruz, şımartmayalım diye. Bakalımm:))

2 Mart 2007 Cuma

DEDEYLE UYUMAK


Hayvanları çok seven ve çocukluğunda evlerinde sadece kedi köpek değil ayağı sakatlanarak göçe devam edememiş leylekten tutun da, annesi vurulan ayı yavrusuna (postunu ben bile hatırlıyorum) kadar beslemiş olan dedesini ziyarete çıkarız Minnoş'la.

Minnoş'la Dede'yi bir ziyaretimizde, o sıra Ankara'da olan Nenoni aşağıdaki fotoğrafı çekmiş.

O yetenekli elleri sağolsun, resme espri katmayı da ihmal etmemiş.

İyi ki varsın Nenoni yaa, zaten sen olmasan biz zavallı kızkardeşlerin resimden her sene kalmıştık valla : )))