28 Eylül 2008 Pazar

BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

Kediniz yanınızda, şekeriniz bol olsun :))

Ya da Bilge Karasu dan esinlenelim, ne kedisiz ne şekersiz :))
MUTLU BAYRAMLAR

23 Eylül 2008 Salı

BİR PANSUMAN DA BENDEN

Sevgili Annoya'mız zaman zaman pansuman yapar. Bugün haberlerde yeni Ergenekon gözaltılarını izlerken içim daraldı, (Oya'nın izniyle) Bir pansuman da ben yapayım dedim. Dizeler Nazım Hikmet'ten...

Akrep gibisin kardesim
Korkak bir karanlik icindesin akrep gibi
Serce gibisin kardesim
Sercenin telasi icindesin
Midye gibisin kardesim
Midye gibi kapali, rahat
Ve sonmus bir yanardag agzi gibi korkuncsun kardesim

Bir degil, bes degil
Yuz milyonlarlasin malesef
Koyun gibisin kardesim,
Gocuklu celep kaldirinca sopasini
suruye katiliverirsin hemen
ve adeta magrur, kosarsin salhaneye.
Dunyanin en tuhaf mahlukusun yani,
hani su derya icre olup
deryayi bilmeyen baliktan da tuhaf
ve bu dunyada, bu zulum senin sayende

ve acsak, yorgunsak, alkan icindeysek eger
ve hala sarabimizi vermek icin
uzum gibi eziliyorsak
kabahat senin,
- demege de dilim varmiyor ama -
kabahatin cogu senin,
canim kardesim

Nazim Hikmet

17 Eylül 2008 Çarşamba

NE ZAMAN USLANACAK :)


Minnoş hanımın ameliyattan 2 gün sonra mutfak dolabının altına dalmasının kanıtıdır :))

Neyse sağ salim 1 haftayı atlattık, bandaj açıldı. Pek biçimsiz duran ameliyat yerinin güzelim tüyleriyle kapanmasını bekliyoruz.

15 Eylül 2008 Pazartesi

AMA NE BARINAK


Buraya mutlaka bakın, gözünüz gönlünüz açılsın.

Annesi küçükken kedi beslemesine izin vermemiş.

O da büyüyünce 700 kedi barındıran bir saray oluşturmuş :)
Hepsi çok sağlıklı ve dobiş görünüyorlar.

Barınakta 2 kişi çalışıyor ve gönüllüler tabii.

İnsanın aklı almıyor bunca işle 2 kişi nasıl başeder?

8 Eylül 2008 Pazartesi

AH MİNNOŞ


Bi ayiliim görürsünüs

Cumartesi günü bir punduna getirip Minnoşu kucağıma alıp sevdim. O arada elime bir kabarıklık geldi. Keneden çok sivilceye benziyordu. Zaten evin içinde keneyi nerden bulacak ama gene de kaptığımız gibi veterinere götürdük. Bir değil iki tane iltihaplı minik yara varmış. Kızımı traş edince vetenilerlerimiz dediler ki, ya bu yaralar simetrik, diş izine benziyor. Ana! Bizim kız popoyu nerde kaptırmış olabilirdi ki.? İğne yeri de olamaz en son bir iğne yapıldı, o da alerjik bir şey değilmiş.
Sonuç olarak küçük bir operasyonla üzeri kabuk bağlamış yaraları açıp, temizlediler. Ve dediklerine göre tam zamanında götürmüşüz. Minnoş kabukları tabii ki yolacaktı, o zaman cılk yara olurmuş :(

Yavrusum ayılırken çişini kumuna yapmak istedi ama ayakta duramadığından (sürekli) kucağıma yaptı. (Fotoğraflar çiş faslından sonra çekilmiş olup, iş işten geçtikten sonra önlem olarak havlu serilmiştir :)) Titiz Minnoş hanım vay niye kucağa işedim diye huzursuzlanıp elimi güzelce paraladı. Bütün gece sırayla kucak nöbeti tuttuk evde. Sabaha karşı kendine geldi yavrus. Şimdilerde de bandajını açmaya çalışıyor. Herhalde bu sefer 3 gün uğraşacak :))

Antibiyotik şurup da verdiler elbette ve eklediler: içirmeye çalışın lütfen! Heh he biz iyi hastabakarıs bi kerem :) Ne yapar eder içiririz. Dün akşam Minnoş ve iki annesi olarak bizler perişan olduktan sonra karar verdik ki böyle olmayacak. 2 cc şurubu içirene kadar epey hırpalandık zira. Sabahki ilacını azıcık ekmek içine damlatıp, ton balığıyla karıştırdık :)) Çok mu akıllıyız bilmem :)))

5 Eylül 2008 Cuma

YAZ BİTERKEN

Havaların serinlemeye başlamasıyla Minnoş'un da keyfi yerine geldi. Antrededeki taşlardan, yukarlara terfi etti yeniden.
Heh he, Boncukçu kalktı yerindenn :))


Ay bu çiçeği de yola yola bitiremedim.

3 Eylül 2008 Çarşamba

KALBİM EGE'DE KALDI

Çandarlı'da gündoğuşu



Ege'nin pek ücra bir köyünden, Denizköy'den



Denizköy sahilinde oturdum bir akşamüzeri.

Bu manzarayı da çayımı yudumlarken çektim :)