27 Kasım 2006 Pazartesi

HEP OYUN HEP OYUN






Yukarıdaki kolyeyi Nenoni'ye yaptım. Bu tür modelleri seviyorum, istediğiniz kadar çılgınlık yapmanıza olanak sağlıyor. Aynı modelden bir tane daha yapmak üzere Minnoş'tan korkuma çekmeceye sakladığım takı malzemelerimi çıkardım, derilerin bir ucunu kapatarak işe başladım. Daha ilk düğümü atmıştım kiii, evet bildiniz :) Minnoş geldi ve doğal olarak ilk işi derilere saldırmak oldu. Sonuçta kolyeden vazgeçildi, Minnoş hanıma boncuklu bir oyuncak yapıldı.


Sırf kolye yapımı değil herşey Minnoş'a endekslendi evde. Koşu bandını çalıştıramıyorum, küçük hanım üzerine atlar sakatlanır diye. Mevcut iki saksı çiçeğimi de ulaşamıyacağı (ya da ulaşmak istemediği) noktalara kaldırdım. Bir şekilde öğrenmesi gerek ama nasıll?






24 Kasım 2006 Cuma

ORHAN VELİ

Uyuşamayız, yollarımız ayrı
Sen ciğercinin kedisi, ben sokak kedisi
Senin yiyeceğin kalaylı kapta
Benimki aslan ağzında
Sen aşk rüyası görürsün, ben kemik
Ama, seninki de kolay değil kardeşim
Kolay değil hani
Böyle kuyruk sallamak tanrının günü...
ORHAN VELİ

Ne kuyruk sallıycam, o beni seviyor bi kerem. Hem hele bi vermesin mamayı da görürüz bakalım :D - Minnoş

ALLERJİ YAPMAYAN KEDİ


Cumhuriyet Gazetesi bu haftaki Bilim Teknik ekinde yılın buluşlarına yer vermiş. Biri de bu şirinlikler :)) ALLERJİ YAPMAYAN KEDİ imiş. Valla benim yok da kimi insanlarda kedi allerjiye neden oluyormuş. Allerjiye neden olan proteini minimuma indirilmiş kediler üretilmiş. İlk tepkim yazık bu hayvancıklara olduysa da, haberi okuyunca biraz rahatladım. Genetik müdahelede bulunulmamış, üstelik sonuçlar pek şirin. www.allerca.com
Bu arada annem bir ameliyat geçirdi. Sonuç başarılı ve iyileşiyor. Hastaneye gidip gelmeler arasında bizim Minnoş kıskandı mı nedir (hadi itiraf edeyim bi parça kaşar peyniri yedirdim, ondan olmuş) ishal oldu. Evhamlı anne babaların her hapşırmasında bebeği doktora taşımaları durumuna düşmek istemiyorum ama da endişeleniyorum. Bu gece durumunu izleyip yarın ben de kaptığım gibi veterinere yollanacağım.

20 Kasım 2006 Pazartesi

MİNNOŞ VETERİNERLE TANIŞTI





Nenoninin omuzu da amma da rahatmışş :))


Cumartesi günü Minnoş’u veteriner hekimi ile tanıştırdık. Bir hafta önce evine gelirken yol boyu omuzumda gıkını çıkarmayan sevgili kedimi evden bu ilk çıkışında kafese tıkmaya gönlüm razı olmadı. Ağzı açık bir çanta hazırladım Minnoş için. Çantayı gören ve kedi yetiştirmede deneyimli olan ablam, ağzı fermuarlı bir çantada götürmem için ısrar etti. İyi ki etmiş... Zira Minnoş yol boyu takside çantadan çıkmak için her yolu denedi. Bu çırpınmalarına gönlüm razı olmadı tabii ve sadece kafacığının geçeceği kadar araladım fermuarı. Böylece öğrenmiş oldum ki, kediler kafalarının geçtiği her yerden geçebiliyorlar :).

Veteriner Minnoş’u muayene ettikten sonra karma aşı yapılması gerektiğini söyledi. İlk iğnede pek bişi anlamadı ama ikincisinde canı fena yandı ve elimi de o can havliyle bütün gücüyle ısırdı. Hemen ardından ağzına sokuşturulan parazit şurubunun son damlarını ise yüzüme püskürtüverdi.

Kimlik kartı da çıktıktan sonra sıra geldi Minnoş’u tekrar çantaya yerleştirmeye. Keşke bir kare çekseydim. Çantanın iki yanına dört ayağıyla sıkıca tırnaklarını geçiren Minnoş, cama yapışmış Garfield pozunda, çantaya girmeye hiç niyetli görünmüyordu. Bir dahaki veteriner ziyaretimizde kesinlikle bir taşıma kafesi edinmiş olacağız, başka yolu yok.

Aşının yol açtığı halsizlik ve zaman zaman yükselen ateş ise bize yaradı, günlerdir doğru düzgün sevemediğimiz Minnoş bütün haftasonu kucağımızda, yanıbaşımızda mırıl mırıl sevdirdi kendini.

17 Kasım 2006 Cuma

UYKUM VAARRR





Boncukçu ile iyi anlaşıyoruz, hep benim dediğim oluyor :)
Dün eve yabancı bir kadın geldi. Gürültü çıkardı çok. Balkonu yıkadı, kapıyı da açık bıraktı. Ben de hiç hoşlanmadım bu patırtıdan vee saklandıımm.
Boncukçu öğlene doğru evi arayıp benim ortalıkta olmadığımı öğrenince çıldırmış. Herkesi ayağa kaldırmış, en büyük korkusu ise balkondan arka bahçeye kaçmammış. Neyse, annesi geldi üst kattan, ben de ayak seslerini benzetip ses verdim. Epeyce aradıktan sonra buldular. Nereye mi saklanmışım? :))) Boncukçu’nun güzelce düzeltilmiş olan yatağının içine. Yorganla yastıkların arasında kıvrılıp uyuyakalmışım.
Açıkçası ben ceza bekliyordum ama Boncukçu bana bişey olmadı diye o kadar sevinmiş ki, akşam bi güzel mamayla ödüllendirdi beni. Popomun büyüdüğünü söylüyor. Çok yiyormuşum.
Evett yorucu bi gündü, bunca oyun, zıplama ve o güselim yemekk... Şimdi sıra geldi Boncukçu’nın kolunda uykuya dalmaya .....


Minnoş


16 Kasım 2006 Perşembe

MİNNOŞ EVE GELDİĞİNDE

Bu kadar ürkekti eve getirdiğimizde. Annesi onu ve dört kardeşini bir evin bahçesinde dünyaya getirmiş. Ev sahipleri (evde zaten 2 kedileri olduğundan) anne ve yavrularına terasta yer hazırlayıp bakmışlar. Kedigen forumda karşılaştım Minnoş'la. İlk fırsatta kapıp eve getirdim, artık birlikte yaşıyoruz.

Çok minik (6-7 haftalık), çok şirin ama kuralları o koyuyor. Nerede uyunacağı da buna dahil :) Gerçekten ilk 2 gece küçükhanımın odasındaki sedirde uyudum, daha fazla mızırdanmaması için. Odadan dışarı pek çıkmak istemiyor, ama yalnız uyumak ta istemiyor. Kedi alırken kafamdaki düşünce tv karşısında kucağımda kedimle uyuklamaktı. Yavru kedi olunca işler değişik oluyormuş meğer.

Hışırdayan naylondan toplar yapılacak, yerde, birlikte oynıyacağız. Arada gelip parmağımı emecek, bolca dişleyecek... Uykusu geldşiğinde gelip koltuğuma girecek, amman kesinlikle kıprdanmayacak (evet, beli tutuluyor insanın) Uyanıveriyor küçük zilli. :)))
Çokk çok keyifli bir şey. Mutlaka bir yavru kedi edinin. Tuvalet alışkanlığını edinmesi inanın 48 saat sürmedi. Bu konuda yetenekliler. Geriye kalan beslenmesi ve karşılığını fazlasıyla göreceğiniz bolca sevgi.

Sevgiyle kalın.

14 Kasım 2006 Salı

BEN GELDİİMMM

Kaç zamandır blogları sıkça ziyaret ediyordum. Kendime ait bir blog fikri ise hiç cazip gelmiyordu. Okumak yeterince keyifliydi.

Taa ki bi yavru kedi edinene kadar. Aman allahım, yazacak ne çok şeyi var bu mıncırığın :D

Öncelikli konumuz tabii ki Minnoş ve kediler.


Sevgiyle kalın.